YARGITAY VE DANIŞTAY KANUN TASARISI

“Kanunla hakimlerin görevlerine son vermek yargı bağımsızlığını zedeler”

HAZAL MİNTAŞ
23 HAZİRAN 2016
UZMAN GÖRÜŞÜ

İçinde bulunduğumuz ayın hukuk adına getirdiği en büyük değişiklik hiç kuşkusuz bu yargı paketi olmuştur. Peki nedir bu yargı paketi? Amacı ve işlevi nedir?

Temel amacının ilk derece mahkemeleri ile Yargıtay ve Danıştay yüksek mahkemelerinin arasında bir statüye sahip olarak kurulacak İstinaf Mahkemeleri’nin 20 Temmuz’da kurulacak olmasından bahisle, iş yükü azalacağından Yargıtay ve Danıştay içtihat üreten mahkemeler haline gelecektir. Zira planlanana göre hukuk ve ceza davalarının ortalama yüzde 90’ının, idari davaların ise yüzde 80’inin bu mahkemelerde sonuçlandırılarak, bu davaların büyük ölçüde Yargıtay ve Danıştay’a gitmeksizin kesinleşeceği öngörülüyor.

Yargıtay daire sayısının 46’dan 24’e, Danıştay daire sayısının ise 17’den 10’a düşmesi, “Yasa çıktığı an Yargıtay ve Danıştay’da bulunan tüm üyelerin görev süresi sona erer” şeklinde konulacak olan geçici madde nedeniyle yasanın Resmi gazete’de yayımlanmasıyla beraber 516 Yargıtay ve 195 Danıştay üyesinin tamamının görevinin sona ermesini de beraberinde getirecek. Her ne kadar bazı üyeler Yargıtay ve Danıştay’da ya da İstinaf Mahkemelerinde yeniden görevlendirilecek olsa da, hem yapılan görev değişikliği hem de üyelerin bir çoğunun görevinin sonlanması hakimlik teminatına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Nitekim Anayasa tarafından korunan yargının bağımzlığı ve hakimlik teminatı ilkelerinin ihlal edildiği gözleniyor. İlgili teminat Anayasa’nin 139. maddesinde “Hakimler ve savcılar azlolunamazlar, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiylede olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz” şekinde düzenlenmekte, dairelerin kapatılmasına binaen üye sayısındaki düşüş ve görevi son bulacak hakimler için bu madde ihlal edilmiş olmaktadır. Her ne kadar Anayasa’nın 139. maddesi uyarınca açıkta kalan hakimler bölge adliye veya ilk derece mahkemelerine atanacak olsa da, hakimlik teminatı yalnızca meslek ile olan organik bağın yani hakimlik mesleğine devam etmenin sağlanmasından ibaret olmayıp, hakimlik teminatının mesleki bağın korunmasından ibaret olduğunu ifade etmek maddenin ne lafzından ne de ruhundan çıkan doğru bir tespit olmayacaktır.

 

Yetki alanı genişleyen kayyımlar atandıkları şirketlerin paylarını idare etme hakkına sahip olabilecek. Bu durumda da kayyım kurumun kötü niyetli kullanıma meyilli olan kimselerce kullanılmasının yolu açılmış oldu.

 

Nitekim tasarıda “Kayyım atanan şirketlerin, yönetim organının yetkileriyle birlikte kayyıma devredilmesi ile kayyumların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davalarının devlet aleyhine açılmasını ve devletin ödediği tazminatı görevini kötüye kullanan kayyumlara rücu etmesini” öngören maddesi de yasalarca korunan ticaret özgürlüğü ve güvenliğini son derece zedeliyici ve riskli bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira buradaki en büyük risk şirketlere kayyım atanacak suçların listesi ile kayyımların yetki alanının genişlemesinden kaynaklanmaktadır. Yetki alanı genişleyen kayyımlar atandıkları şirketlerin paylarını idare etme hakkına sahip olabilecek. Bu durumda da kayyım kurumun kötü niyetli kullanıma meyilli olan kimselerce kullanılmasının yolu açılmış oldu.

Genel itibariyle değerlendirme yapıldığında yapılan tasarının yargı bağımsızlığını derinden yaralayacak nitelikle sahip olduğunu görmekteyiz. Zira hakimlerin herhangi bir yasayla görevlerine son verilebileceği düşüncesiyle görevlerini çekinceyle yapacak olmaları yargı bağımsızlığını birebir etkileyecek bir husustur.

Bununla beraber, Anayasa’ya aykırı olan bir yasayla hakimlerin görevlerine son verilmesi en temelde tabi hakim ilkesine, hukuk devleti ilkesine, hakimlik teminatına aykırılık teşkil etmektedir. Zira yargının bağımsızlığı, hakim teminatı ve HSYK gibi  kurumlar, ancak Anayasa değişikliğine bağlı olarak düzenlenebilen kurumlardır ve kanunla değişiklik yapma yoluna gitmek yargının güvenirliliğini zedeleyen bir husus olarak yargı bağımsızlığı ilkesine de aykırılık göstermektedir.

YAZAR HAZAL MİNTAŞ

Avukat