OHAL DÖNEMİNDE YASAMA

OHAL’in hal-i pürmelali

HÜSEYİN ÇAKIR
20 EKİM 2016
UZMAN GÖRÜŞÜ

Olağanüstü hal (OHAL) dediğimizde normal olmayan durumların aniden ortaya çıkmasını anlarız. OHAL’i siyasal anlama ve duruma çevirdiğimizde, beklenmeyen acil durumları ifade eden bir kavramdır. Roma Cumhuriyet döneminden bu yana devletlerin kendilerini korumak amacıyla başvurdukları bir yöntem olmuştur.

OHAL koşulları ortaya çıkmışsa, OHAL o ülkenin demokrasi kültürü, demokratik kurumları ve demokrasi derinliğine göre uygulanmaktadır. Fransa ve Türkiye OHAL’ini kaba, nobran eşitlemeyi yapanlar iki ülkenin demokrasi barometresini karşılaştırmıyorlar.

OHAL uygulamaları Fransız devriminden itibaren batılı hukuk sisteminde, özellikle Birinci Dünya Savaşı yıllarında kendini göstermiştir. Fransa, Almanya, İtalya, ABD gibi büyük devletler savaş metaforunu gerekçe göstererek uzun yıllar boyunca sıkıyönetim ya da OHAL uygulamalarına başvurmuşlardır. Amacınız otoriter bir rejim ya da sistem kurmaksa OHAL bunun için bulunmaz fırsattır; OHAL koşullarının oluşması için, keşke ulusal bir felaket olsa diye dua edilir, iç ve dış siyasal koşulların oluşması için ellerinden geleni yaparak kriz yaratılır.

OHAL ve sıkıyönetim uygulamaları günümüzde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bağlamında belirli standartlara ulaşmıştır.

 

1982 Anayasasına göre, kanun hükmünde kararname (KHK) çıkartma yetkisi Anayasanın 121. maddesinde OHAL ile ilgili düzenleme başlığı altında ve OHAL Kanunu’nun 4. maddesinde OHAL süresince, Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, OHAL’in gerekli kıldığı konularda Anayasanın 91. maddesindeki kısıtlamalara ve usule bağlı olmaksızın, KHK çıkarabilir.

 

OHAL uygulamalarını devletler anayasalarında ayrı bir yönetim usulü olarak düzenlemişlerdir. Türkiye’nin Anayasal tarihindeki OHAL düzenlemeleri, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması sicili pek temiz değildir. Kürt sorunu dolayısı ile Kürt illerinde oluşturulan OHAL uygulamaları ve sonuçlarının üstü hala örtülü. Binlerce faili meçhul hala faili meçhul olarak kalmaya devam ediyor.
OHAL uygulamalarını, dar siyasal amaçlar için ve iktidarı koruma, güçlendirme aracı olarak kullanmak, olağanüstü rejimler için ayrı ve özerk bir hukuk rejimi değildir. OHAL koşullarında özgürlüklerin sınırları hukuk sistemi içinde belirlenmelidir, OHAL’i yaratan koşulların nedeni ya da nedenlerinin dışına çıkıldığında hem yerel hukuk ve anayasa hem de evrensel hukuk kuralları çiğnenmiş olur. 15 Temmuz darbesine karşı oluşturulan OHAL uygulamaları ve KHK’ler hem anayasal, hem uluslararası hukuk açısından sorunlu uygulamalardır.

 

12 Eylül Anayasasında OHAL düzenlemesi

 

1982 Anayasası, genel olarak temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması sistemini 13. maddesinde düzenlemiştir. Maddenin metni şöyledir: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.” 138. madde “Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” demektedir.

 

Kanun hükmünde kararnameler

 

1982 Anayasasına göre, kanun hükmünde kararname (KHK) çıkartma yetkisi Anayasanın 121. maddesinde OHAL ile ilgili düzenleme başlığı altında ve OHAL Kanunu’nun 4. maddesinde OHAL süresince, Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, OHAL’in gerekli kıldığı konularda Anayasanın 91. maddesindeki kısıtlamalara ve usule bağlı olmaksızın, KHK çıkarabilir.

Olağanüstü döneme ilişkin KHK’ların Mecliste onaylanmasına ilişkin süre ve usul iç tüzükle belirlenmiştir.

KHK’ler öncelikle OHAL’in gerekli kıldığı konularda çıkarılmalı, Anayasanın 15. maddesindeki ilkeleri ihlal etmemeli, yürürlükte kalma süreleri olağanüstü dönem süresince olmalıdır.
OHAL rejimleri her şeyden önce, yasaya ve anayasaya uygun kanunlara dayanmalıdır. OHAL keyfiyete göre ve siyasi olarak geleceği şekillendirmek amacıyla kullanıldığında, OHAL sonrası çok ciddi sorunlar kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır. Bu nedenle OHAL’de de hukuk işlemeye devam etmek zorundadır.

YAZAR HÜSEYİN ÇAKIR

KÜYEREL, Yazar