OHAL DÖNEMİNDE YASAMA

Olağanüstü hal, keyfi bir rejim midir?

DİLEK KUMCU
24 EKİM 2016
UZMAN GÖRÜŞÜ

Olağanüstü hal yürütme organına istediğini yapma olanağını tanıyan keyfi bir rejim değildir. Olağanüstü hal, anayasal rejimlerin veya uluslararası hukukun istisnai hallerde askıya alınması da değildir. Olağanüstü halde yürütmenin , devletin ve ulusun varlığına yönelik bulunan büyük bir tehdit veya tehlikenin ortadan kaldırılması ve olağan hukuk düzenine dönmek amacıyla geçici bir süreyle yürütme organının yetki alanının olağan dönemlere göre genişletilebilmesi ile temel hak ve özgürlüklerin daha geniş ölçüde sınırlandırılabilmesi olanağını verir. Ancak bu yetki genişlemesi, yürütme organının hukuk devleti dışına çıkabileceği anlamına gelmez. Yürütme organı, olağanüstü hallerde de çerçevesi ve sınırları anayasa ve kanunlarla çizilen sınırlar içinde hareket etmek zorundadır.

 

“… demokratik ülkelerde olağanüstü yönetim usulleri, hukuku dışlayan keyfi bir yönetim anlamına gelmez. Olağanüstü yönetimler kaynağını Anayasa’da bulan, anayasal kurallara göre yürürlüğe konulan, yasama ve yargı organlarının denetiminde varlıklarını sürdüren rejimlerdir. Ayrıca, olağanüstü hal yönetimlerinin amacı, anayasal düzeni korumak ve savunmak olmalıdır. Bu nedenle olağanüstü yönetim usulleri yürütme organına önemli yetkiler vermesine, hak ve özgürlükleri de önemli ölçüde sınırlandırmasına karşın, demokrasilerde sonuçta bir “hukuk rejimi” dir” (1)

 

Anayasa Mahkemesi’nin içtihadından yola çıkılarak olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamelerinin, Anayasa’nın 121. maddesi uyarınca,

 

1. Olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda
2. Olağanüstü hal süresiyle sınırlı olarak çıkarılıp
3. Yalnızca OHAL’in ilan edildiği bölgede uygulanabilir.

 

Olağanüstü hallerde yürütme organı kendisine tanınan yetkileri ancak demokratik hukuk devletinin temel ilkelerine uygun olarak kullanabileceği açıktır. Yürütme organının bu sınırlamaya uygun davranıp davranmadığının siyasi ve yargısal olmak üzere iki şekilde denetimi mümkündür. Anayasanın 121. maddesinin son fıkrasındaki (2) düzenleme uyarınca, olağanüstü hal süresince çıkarılan kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazete’de yayımlanmalı ve aynı gün TBMM’nin onayına sunulmalıdır. TBMM İçtüzüğü’nde olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmündeki kararnamelerinin görüşülmesine ilişkin 128. madde (3) öncelikle ve ivedikle görüşülmesi esasını düzenleyerek en geç 30 gün içinde görüşüleceğini ve karara bağlanacağını düzenlenmiştir. 128. maddenin ikinci fıkrası, komisyonlarda en geç 20 gün içinde görüşmeleri tamamlanmayan kanun hükmünde kararnamelerin, Meclis Başkanlığınca doğrudan doğruya Genel Kurul gündemine alınacağını düzenlemiştir.

 

Mevcut sistemde sadece Temmuz 2016 tarihinden itibaren değil, daha önceki olağanüstü hal kararnamelerinin de görüşülmediğini dikkate alarak, bu hükümlerin yasama organı tarafından yorumunun TBMM Başkanlığına evrağın gönderilmesi ve Genel Kurul gündemine kanun hükmünde kararnamelerin alınması ile sınırlı tutulduğunu görüyoruz. Koalisyon dönemi olmadığı müddetçe sayısal çoğunluğu olan yürütmenin, TBMM Genel Kurul gündemi de dahil olmak üzere çalışmaları planladığı açıktır. Bu sebeple yasamanın olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameler üzerindeki denetimi sayısal çoğunluğun kararı ile mümkün olmaktadır. Kuvvetler ayrılığı prensibi dikkate alınarak siyasi denetimin güçlendirilmesi düşünülebilir.

 

Adalet ve Kalkınma Partisi, Anayasa’nın 120. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun üçüncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre, ülke genelinde 21 Temmuz 2016 Perşembe saat 01.00’dan itibaren 90 gün süreyle olağanüstü hal ilan edilmesi hakkında kararın (4) ardından yedi ayrı olağanüstü hal kanun hükmünde kararname çıkarmıştır:

 

1. 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (5)
2. 669 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (6)
3. 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (7)
4. 671 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Kurum ve Kuruluşlara İlişkin Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (8)
5. 672 sayılı “Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (9)
6. 673 sayılı “Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (10)
7. 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (11)

 

Düzenlenen kanun hükmünde kararnamelerin çoğu hükmünün, olağanüstü hal ilanındaki amacı sağlamaya hizmet edip etmediğinin yürütme dışındaki siyasi partilerin temsilcileri ile bağımsız milletvekilleri tarafından değerlendirilmesi ancak kanunlaşma sürecinde mümkün olmaktadır. Bu sebeple kanun hükmünde kararnamelerin gerek komisyon gerek genel kurul görüşmeleri hak sahipleri bakımından kritik öneme sahiptir. Yine teorik olarak yargısal denetimden önce olması gereken bu süreçte anayasaya aykırılık taşıyan hükümlerin de yasalaşması önlenebilir.

 

Kanun hükmünde kararnameler ile yapılan düzenlemelerin olağanüstü hal ile ilişkili olup olmadığı hususunda 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin eğitim ile ilgili düzenlemelerinden bir örnek verelim: 1. madde ile 17 Haziran 2016 tarihinde yasalaşan 6721 sayılı Türkiye Maarif Vakfı Kanunu’nda değişiklik yapılarak “Mütevelli Heyetine ödenecek huzur hakkı ise Milli Eğitim Bakanı tarafından belirlenir” denmiştir. Yürütme, sadece iki ay önce yasalaşan kanunda değişiklik yapmak için kanun hükmünde kararnameyi tercih etmiştir. Yapılan düzenlemenin içeriğine bakıldığında da Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti’nde yer alan kişilerin katıldıkları toplantı başına alacakları ücret düzenlenmektedir. Bu husus olağanüstü hal ile ilintili değildir ve ayrıca Türkiye Maarif Vakfı Kanunu’nda kalıcı değişiklik yapmaktadır. Dolayısıyla olağanüstü hal sona erdiğinde bu düzenlemenin hukuki niteliği ile ilgili sorun oluşacaktır.

 

Verilen örnekteki gibi düzenlemelerin olağanüstü hal süreci ile olan bağlantısının sorgulanmasının yanı sıra, olağan dönemde olması gereken sivil toplum ve alan uzmanlarının katılımı ile komisyon ve genel kurul süreçlerinden geçerek yasalaşmasında ısrarcı olunması gerekmekte.

 


 

(1) E. 1990/25, K. 1991/1, k.t. 10.1.1991, RG. 5.3.1992-21162; E. 1991/6, K.1991/20, k.t. 3.7.1991, RG. 8.3.1992-21165

(2) Madde 121/son “Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazete’de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir.”

(3)  Madde 128– Anayasanın 121 ve 122. maddeleri gereğince çıkarılan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan kanun hükmünde kararnameler, Anayasanın ve İçtüzüğün kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi için koyduğu kurallara göre ancak, komisyonlarda ve Genel Kurulda diğer kanun hükmünde kararnamelerle, kanun tasarı ve tekliflerinden önce, ivedilikle en geç 30 gün içinde görüşülür ve karara bağlanır. Komisyonlarda en geç 20 gün içinde görüşmeleri tamamlanmayan kanun hükmünde kararnameler Meclis Başkanlığınca doğrudan doğruya Genel Kurul gündemine alınır.

(4) Resmi Gazete : 21.07.2016 tarih, 29777 sayı

(5) Resmi Gazete : 27.07.2016 tarih, 29783 mükerrer sayı

(6) Resmi Gazete : 31.07.2016 tarih, 29787 sayı

(7) Resmi Gazete : 17.08.2016 tarih, 29804 sayı

(8) Resmi Gazete : 17.08.2016 tarih, 29804 sayı

(9) Resmi Gazete : 01.09.2016 tarih, 29818 mükerrer sayı

(10) Resmi Gazete : 01.09.2016 tarih, 29818 2. mükerrer sayı

(11) Resmi Gazete : 01.09.2016 tarih, 29818 2. mükerrer sayı

 

YAZAR DİLEK KUMCU

Cumhuriyet Halk Partisi İnsan Hakları İzleme Komisyonu üyesi, TBMM Hukuk Danışmanı, Avukat