YARGITAY VE DANIŞTAY KANUN TASARISI

"Önce yargıya güven sağlanmalı, sonra düzenlemeler yapılmalı"

YRD. DOÇ. LEVENT KORKUT
24 HAZİRAN 2016
UZMAN GÖRÜŞÜ

Yargıtay’da bir düzenleme yapılmasına zaten ihtiyaç vardı. İstinaf mahkemeleri kuruluyor. Ancak böyle bir kanunun acele bir şekilde çıkarılması yanlış. Yargı ile ilgili kapsamlı bir reform eylem planının ve stratejinin ortaya konması gerekir. Daha önce Adalet Bakanlığı böyle çalışıyordu aslında. Böyle bir tasarı hazırlanırken Venedik Komisyonu’ndan görüş alınması gerekirdi. Kanunun hazırlanması ve çıkarılması daha uzun süreye yayılmalı, önce bir politika belirlendikten sonra somut bir düzenleme yapılmalıydı. Şu anda bir sistem görünmüyor. Örneğin istinaf mahkemeleri açılacak. Bu mahkemelerin açılmasıyla ne kadarlık bir iş yükü azalması olacak? Örneğin iş yükü azalmasının çok olmayacağını çünkü istisna olarak nitelendirilen çok fazla durum olduğunu söyleyenler var. Bu mahkemeler şöyle açılacak ve bunların açılmasıyla iş yükü şu kadar azalacak gibi bilgileri içeren bir politika belgesi hazırlanmalıydı. Bu konudaki uluslararası kuruluşların görüşü alınmalıydı, ancak şimdi bu kanun alalade bir kanun gibi çıkarılıyor. Uluslararası otoritelerin görüşünü almanın şöyle bir önemi de var; yarın bir gün bu kanundan dolayı mağdur olmuş bir hakim AİHM’e başvurursa ve AİHM o hakimin haklı olduğuna karar verirse bu karar kanunun şaibeli olmasına yol açacak ve ciddi sorunlar ortaya çıkabilecektir. Halbuki bu görüşü önceden alsanız baştan almış olsalar böyle bir durumun oluşması engellenebilir. Şimdi buradaki en tartışmalı noktalardan biri tabi bu 12 yıl meselesi. Bu bazı ülkelerde var, uluslararası örneği hiç yok değil. Dünyada bu konuda tek bir sistem uygulanmıyor. Örneğin ABD’de yüksek yargı mensupları ölünceye kadar görevde kalıyorlar, ancak Avrupa’da bazı ülkelerde uygulama farklı. AİHM’de dokuz yıl sınırı var. Bizde de şimdi Anayasa Mahkemesi’nde bu süre 12 yıl oldu. Yargıtay ve Danıştay’ı da onun gibi düzenliyorlar belli ki. Bunun faydaları da var zararları da. Zararlı yönü şu; hoşa gitmeyen üyenin üzerinde atamalar yoluyla siyasi baskı oluşturma şeklinde bir baskı ortaya çıkabilir. Faydası da şu; Yargıtay, Danıştay üyeleri kendilerini bütün yargının ve hatta sistemin üzerinde görüyorlar. Ayrı bir kategori haline geliyorlar. HSYK’dan da bağımsızlaşıyorlar. Hiçbir denetimi olmayan bir noktaya geliyorlar. Dolayısıyla süre sınırlaması tek başına iyi ya da kötü bir şey değil. Önemli olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını zedelemeden hakimlerin özlük işlerini, atama usullerini ve görev sürelerini belirleyebilmek.

 

Bu kanundan dolayı mağdur olmuş bir hakim AİHM’e başvurursa ve AİHM o hakimin haklı olduğuna karar verirse bu karar kanunun şaibeli olmasına yol açacak ve ciddi sorunlar ortaya çıkabilecektir.

 

Daha alt mahkemede görevlendirme meselesine gelince; kazanılmış derece ve ünvanı korumak şartıyla görevlendirme olabilir bence ve bu hakimlik teminatına aykırı olmayabilir. Çünkü zaten daire sayısını azalttığınızda bu üyeler için bir düzenleme yapmak durumunda kalıyorsunuz. Burada Venedik Komisyonu’ndan kanunla görevi sona erdirme ile ilgili görüş almak gerekir. Ancak tabii ki bütün bu tartışmada asıl mesele yargıya olan güvenin azalması ve yargının siyasetten etkilendiğine ilişkin endişelerdir. Yargıya güvenin %20 civarında olduğu bir toplumda önce “bu güven nasıl sağlanır?” diye düşünmek gerekir. Bu yüzden bu tartışmalar yaşanıyor. Halbuki bunların hepsi olabilir. Ancak yargı bağımsızlığına olan güvenin ve inancın sarsılması bu tür düzenlemelere güvenilmemesine neden oluyor. Yargıya ve sisteme güven olmayınca ne yaparsan yap kötü algılanacaktır. Yargı bağımsızlığını hedefleyen bir reform programı oluşturulmalıdır. Şöyle düşünün; bu uygulamanın tam tersi yapılsaydı, yani 12 yıl süreli yargıçların görev süresini emekliliğe kadar uzatacak olsaydık biz bugün yine aynı tartışmaları yaşıyor olacaktık. Dolayısıyla yargı sistemi reformuna ilişkin temel noktaları ortaya koyan bir politika belgesi ortaya koymak ve bu konuda uluslararası düzenlemeleri ve danışma görüşlerini mutlaka referans almak gerekir.

YAZAR YRD. DOÇ. LEVENT KORKUT

Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi