ÇOCUK İSTİMARININ ÖNLENMESİNE YÖNELİK HAZIRLANAN TASARI NELER GETİRECEK?

Yasalaşırsa Ne Olacak?

mecliste.org
16 NİSAN 2018
  • Türkiye’de çocuğa yönelik koruyucu tedbirler ile çocuk istismarının önlenmesine yönelik temel kanuni düzenlemeler;

 

– 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda,

– 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda ve

– 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda,

 

yer almakta.

 

  • Son yıllarda kamuoyunda, özellikle çocuk istismarının önüne geçilebilmesi amacıyla yukarıda belirtilen kanuni düzenlemeler yanında, bazı kanunlarda çocuklara karşı işlenen istismar suçuyla daha etkin mücadele edebilmek amacıyla ilave bir takım önleyici tedbirlerin alınması ve cezaların artırılması gereği tartışma konusu oldu. Bu amaçla 09/4/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına “Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” sunuldu.
  •  Bu Tasarıda özetle:
    • Çocukların istismarına ilişkin suçların cezaları önemli oranda arttırılmasına,
    • İstismara uğrayan çocukların vakasının yargılama aşamasında ve sonrasında uygulanacak ilave tedbirler ve hak yoksunluklarının düzenlenmesine,
    • Çocukların istismarına ilişkin suçlara özgü, artırılmış ve sıkılaştırılmış yeni koşullu salıverilme sürelerinin belirlenmesine,
    • Sadece istismara uğrayan çocuklara yönelik olarak kurulmuş olan çocuk izlem merkezlerinin kapsamı genişletilerek diğer cinsel suç mağdurlarına yönelik de hizmet sunmasına imkân sağlanmasına,
    • Sağlık Bakanlığınca adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu bulunan yerlerde istismara uğrayan çocuklara yönelik “özel merkezler”in kurulmasına,
    • Cinsel suç mağdurlarının ifadesinin “özel merkezler”de, Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınması sağlanmak suretiyle yargılama aşamasında bir daha ifade alınmamasına,
    • Çocuklara yönelik cinsel istismarı suçundan mahkûm olanların, devlet memurluğuna alınmamasına,

yönelik düzenlemeler yapılmakta.

 

A- Çocukların İstismarına İlişkin Suçların Cezalarının Artırılmasına Yönelik Düzenlemeler

 

1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun, Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar kapsamındaki, “Çocukların cinsel istismarı” suçlarını düzenleyen 103 üncü maddedeki çocukların cinsel istismarı suçunun nitelikli halleri için öngörülen hapis cezaları, caydırıcılığın sağlanması ve bu suçla etkin mücadele edilebilmesi amacıyla arttırılmaktadır.

 

Buna göre;

 

  • Çocuğun cinsel istismarı suçunun nitelikli (Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumu) hali için öngörülen hapis cezasının üst sınırı, “20 yıldan”,  “40 yıla” çıkarılmaktadır. Suçun 12 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı işlenmiş olması hâlinde ise, daha önce “18 yıl” olan alt limit, “30 yıl” olarak değiştirilmiştir. Böylece, 12 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı işlenmiş cinsel istismar suçunun üst limiti “40 yıla” olarak belirlenmiştir.
  • 103 üncü maddeye yeni eklenen fıkralar ile; çocuklara karşı işlenen nitelikli cinsel istismar suçunun cezaları belirli haller bakımından önemli oranda arttırılmaktadır. Bu kapsamda:
    • Cinsel istismar suçunun nitelikli halinin 12 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı işlenmesi ve maddede belirtilen “suçun birden fazla kişi tarafından birlikte veya çocuklara karşı cebir veya tehditle işlenmesi gibi” ağırlaştırıcı nedenlerden herhangi birinin bulunması durumunda, fail hakkında müebbet hapis cezasına hükmedilmesi öngörülmektedir. Böylece maddenin mevcut halinde cezada artırım yapılması şeklindeki düzenleme, 103 üncü maddede sayılan ağırlaştırıcı nedenlerden herhangi birinin bulunması halinde, cezanın müebbet hapis cezasına dönüştürülmesi sağlanmaktadır.
    • Cinsel istismar suçunun nitelikli halinin,  12 yaşını tamamlamış çocuklara (12-15 yaş arası)  karşı cebir veya tehditle işlenmesi halinde, fail hakkında müebbet hapis cezasına hükmedilmesi düzenlenmektedir.
    • Cinsel istismar suçunun nitelikli halinin,  15-18 arası çocuklara karşı silah kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde fail hakkında müebbet hapis cezasına hükmedilmesi düzenlenmektedir.
    • Cinsel istismar suçu bakımından “suçun birden fazla kişi tarafından birlikte veya çocuklara karşı cebir veya tehditle işlenmesi gibi” ağırlaştırıcı nedenlerden birlikte uygulandığı hallerde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilmesi öngörülmektedir.

 

2) Mevcut uygulamada 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Takdiri indirim nedenleri”ni düzenleyen 62 nci maddesine göre müebbet hapis cezasına takdiri indirim uygulanması durumunda 25 yıl hapis cezası verilmektedir. Yapılan değişiklik ile 103 üncü madde uyarınca hükmedilen müebbet hapis cezasında, 62 nci madde uyarınca takdiri indirim yapılması halinde, cezanın 40 yıl olarak belirlenmesi sağlanmaktadır. Ayrıca 62 nci madde belirtilen “takdiri indirim nedenlerinin” uygulanması halinde, takdiri indirim nedenlerinin gerekçesiyle birlikte kararda gösterilmesi hükme bağlanmaktadır. Böylece, mahkeme kararında “takdiri indirim nedenlerinin”somut olarak yer alması zorunlu hale getirilmektedir.

 

3) Mevcut uygulamada 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Cezanın belirlenmesi”ni düzenleyen 61 inci maddesine göre, süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı artırım ve indirim nedenleri uygulandıktan sonra belirlenen sonuç ceza 30 yıldan fazla olamamaktadır. Yapılan değişiklik ile, çocuğun yüksek yaran gözetilerek çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçları bakımından bu sınır 40 yıla çıkarılmaktadır. Böylece, çocuğa karşı işlenen cinsel istismar suçundan dolayı fail hakkında 61 inci madde uyarınca belirlenen sonuç ceza en fazla 40 yıl hapis cezası olacaktır.

 

4) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Fuhuş” ile ilgili hükümleri düzenleyen 227 inci maddesinde çocuğun fuhşa teşvik edilmesi suçuna ilişkin öngörülen adli para cezasında, mevcut uygulamada “5000” gün şeklindeki üst limit,  “2000” gün şeklinde alt limite getirilerek, hâkime daha fazla adli para cezası verme imkânı verebilmesi sağlanmaktadır.

 

5) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenen cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlara uygulanacak koşullu salıverilme süreleri, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun “Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri” esaslarını belirleyen 108 inci maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Ancak bu suçların faillerine yalnızca hapis cezası verilmesi, toplumun ve çocukların korunması ile failin ıslahı için yeterli bir ceza hukuku yaptırımı olarak kabul edilmemektedir. Failin aynı zamanda ıslah edilmesi amacını gerçekleştirmeye yardımcı olacak etkili tedbir ve yükümlülüklere tabi tutulması da gerekmektedir. Bu çerçevede 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, bazı suçlardan mahkûm olanlara uygulanacak koşullu salıverilme süreleri uzatılmakta ve maddede düzenlenen tedbir ve yükümlülükler yeniden tanımlanarak ilave tedbirler getirilmektedir.

 

Bu kapsamda:

 

  • Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı verilen hapis cezalarında mevcutta 39 yıl ila süreli hapis cezasının dörtte üçü şeklindeki uygulama, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında 50 yılın; müebbet hapis cezasında ise 40 yılın, infaz kurumunda iyi halli olarak geçirilmesi durumunda,  koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanılabileceği hüküm altına alınmaktadır.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçu, 108 inci madde kapsamına alınmakta ve bu suçtan mahkûm olanlara da “50 yıl ila süreli hapis cezasının dörtte üçü şeklindeki uygulanacak” koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanabilmesi öngörülmektedir.
  • 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında, ceza infaz kurumundan herhangi bir nedenle tahliye edilmesinden itibaren başlamak üzere, denetim süresi içinde ve hak ederek tahliye tarihinden itibaren 5 yıla kadar süreyle;

 

a) Rehabilitasyon amaçlı programlara katılmak

b) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak

c) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak

d) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak

e) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak

 

şeklinde bir veya birkaç tedbir ya da yükümlülüğe infaz hâkimi tarafından karar verilmesi öngörülmektedir. Ayrıca; yukardaki tedbirlerden biri veya bir kaçı uygulanan kişilerin takibinin sağlanması amacıyla adres değişikliğine ilişkin bildirim yükümlülüğü getirilmektedir.

  • Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında “cinsel isteğin ilaçla baskılanmasına”,
    • Ceza infaz kurumundan herhangi bir nedenle tahliye edilme tarihinden üç ay önce başlamak üzere,
    • Tahliyeden itibaren beş yıla kadar,
    • Uzman raporu üzerine,

 

infaz hakimi tarafından karar verilebilecektir.

Bu değişikliğe göre;

  1. Cinsel isteğin ilaçla baskılanmasına yönelik tedbir, tıbbi gerekliliklere uygun olarak yerine getirilecektir.
  2. İnfaz hakimi tarafından her yıl değerlendirilecek ve gerektiğinde sonlandırılabilecektir.
  3. İnfaz hâkimi tedbirin uygulanmasına veya devam etmesine yönelik kararları verirken uzman değerlendirmesini dikkate alacaktır.
  4. Ayrıca, hükümlünün sağlığı açısından gerekli olması durumunda tedbirin sona erdirilmesine karar verebilecektir.

 

  • 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanların, ceza infaz kurumlarında bulunduğu süre içinde rehabilitasyon amaçlı programlara katılması zorunlu hale getirilmektedir. Hükümlü, içerik ve periyotları uzmanlar tarafından belirlenecek rehabilitasyon amaçlı programlara zorunlu olarak katılacaktır. Aksi taktirde iyi halli kabul edilmeyecek ve koşullu salıvermeden faydalanamayacaktır.
  • 108 inci maddedeki tedbir ve yükümlülüklere aykırı davranılması durumunda;
    • İhlalin 5275 sayılı Kanunun “Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı”nı düzenleyen 105/A maddesindeki süreçte gerçekleşmesi halinde, denetimli serbestlik kararı kaldırılarak hükümlü kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesi hüküm altına alınmaktadır.
    • İhlalin koşullu salıverilmeden sonra denetim süresi içinde gerçekleşmesi durumunda ise koşullu salıverilme kararı geri alınacaktır.
    • İhlalin infazın tamamlanmasından sonra gerçekleşmesi halinde ise hükümlü hakkında onbeş günden üç aya kadar disiplin hapsi uygulanabilmesi öngörülmektedir.
  • Cumhuriyet başsavcılığına, 108 inci maddedeki tedbir ve yükümlülüklere karar verilmesini infaz hâkimliğinden talep edebilme yetki verilmektedir.  Böylece uygulamada aksaklık yaşanmaması, tedbir ve yükümlülüklerin suç tarihinde çocuk olanlar bakımından uygulanmaması sağlanmaktadır.

B- Çocukların İstismarına İlişkin Yargılama Aşaması Hakkında Düzenlemeler

 

1) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 6 ncı maddesinde yapılan değişiklik ile Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelerin yaptıkları soruşturma veya kovuşturmalarda korunma ihtiyacı olan çocuğu, derhal il veya ilçe müdürlüklerine bildirmeleri hüküm altına alınmaktadır.

 

2) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa eklenen ek 1 inci madde ile,

 

  • Cinsel istismar suçu mağduru çocuklarla ilgili yapılan haber ya da yayınlarda çocuğun maddi ve manevi bütünlüğü ile özel hayatının korunmasına özen gösterilmesi amacıyla yüksek yararı gerektiriyorsa soruşturmanın başlangıcında, olayla ilgili olarak basın yayın, radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ve internet ortamında yapılan yayınların kısıtlanması, yayın yasağı konulması, içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesine yönelik tedbir kararı verilmesi öngörülmektedir:
    • Bu tedbire çocuğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimsenin veya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının istemi üzerine ya da re’sen Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesi sağlanmaktadır.
    • Cumhuriyet savcısının kararının, yirmidört saat içinde çocuk hâkiminin onayına sunulması, hâkimin, kararını kırksekiz saat içinde açıklaması, aksi halde tedbirin kendiliğinden kalkması öngörülmektedir.
    • Düzenleme ile tedbir kararı verilirken çocuğun üstün yararı dikkate alınacak ve verilecek tedbir kararı yargı denetimine tabi tutulacaktır.
  • Cumhuriyet savcısının verdiği, basın yayın, radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ve internet ortamında yapılan yayınların kısıtlanması, yayın yasağı konulması, içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesine yönelik tedbir kararının;
    • Derhal Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulunca internet sitelerinde yayımlanması,
    • Bu duyuruların 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre tebligat hükmünde olması,
    • Verilen kararlara aykın olarak yayın yapılması halinde ilgisine göre 5187 sayılı Basın Kanununun 21 inci maddesi ile 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki yaptırımların uygulanması,

düzenlenmektir.

 

3) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa eklenen ek 2 nci madde ile

 

  • Cinsel suç mağdurlarının tekrarlanan mağduriyetini önlemek, adli ve tıbbi işlemlerin bu alanda eğitimli kişilerden oluşan bir merkezde ve tek seferde gerçekleştirilmesini temin etmek amacıyla adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu bulunan yerlerde, Sağlık Bakanlığınca “özel merkezler” kurulması öngörülmektedir. Yeni kurulacak bu merkezlerin en geç 01/07/2019 tarihine kadar faaliyete geçirilebilmesi için Sağlık Bakanlığına süre verilmektedir.
  • 2012/20 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile sadece istismara uğrayan çocuklara yönelik olarak kurulmuş olan çocuk izleme merkezleri, aynı zamanda diğer cinsel suç mağdurlarına yönelik de hizmet sunmasına imkân sağlayacak şekilde düzenlenmektedir. Böylece, Sağlık Bakanlığınca adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu bulunan yerlerde kurulacak “özel merkezler”  faaliyete geçene kadar, 2012/20 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile kurulan çocuk izlemem merkezlerinin bu görevi üstlenmesi sağlanacaktır.
  • Sağlık Bakanlığınca adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu bulunan yerlerde kurulacak “özel merkezler”in, nerelerde kurulacağı ve bu merkezlerde istihdam edilecek uzman personelin özlük hakları düzenlenmektedir.
  • “Özel merkezler”deki işlemleri yerine getirmek üzere merkezin kurulduğu yer Cumhuriyet başsavcılığı tarafından özel bir Cumhuriyet savcısı görevlendirilmesi düzenlenmektedir. Böylelikle merkeze gelen vakaların gecikmeksizin incelenmesi ve ifadelerin derhâl alınması amaçlanmaktadır.
  • Cinsel suç mağdurlarının ifadesinin; mağdurların örselenmesine engel olmak ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla “özel merkezler”de, Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınması düzenlenmektedir. Böylelikle suçun unsurlarının tespiti için mağdura yöneltilecek doğru sorular, Cumhuriyet savcısı tarafından uzmanlara iletilecek ve bu uzmanlar çocukla iletişime geçmesi sağlanarak mağdurun ifadesinin alınması sırasında uzmanın yer alması ve mağdura uzman kişinin sorular yöneltmesi, süreci kolaylaştırmak ve mağdurun olaydan dolayı yaşadığı travmatik etkileri en aza indirmesine katkı sunması öngörülmektedir.
  • Mağdurun örselenmesini engellemek amacıyla birden fazla ifade alınmasının önlenmesi, hâkim ve savcıların mağdurun ifade sırasındaki ruh halini görmesi ve ifadenin doğruluğunun takdiri açısından önem teşkil etmesi nedeniyle, mağdurun rızasının bulunması halinde ifade sırasındaki görüntü ve seslerin kayda alınması öngörülmektedir. Mağdurun çocuk olması durumunda ifade sırasında ses ve görüntünün kayda alınması zorunlu hale getirilmektedir.
  • Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk bulunan haller dışında soruşturma ve kovuşturmada mağdurun ifadesi yeniden alınmayacak ve bu merkezlerde alınan ifade ile yetinilecektir. Ancak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından çocuk mağdurun kovuşturma aşamasında ifadesinin alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması halinde bu işlem, mağdur çocuk ile sanığın aynı ortamda bulunmayacağı şekilde mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilecektir.
  • Cinsel suç mağdurlarının beden muayenesi ile vücuttan örnek alınması işlemlerinin “özel merkezler”de, adli tıp uzmanı veya bulunmaması halinde, uzman hekim tarafından özel ortamda yapılması sağlanmaktadır.
  • Gerekli standartları sağlamaları halinde üniversiteler bünyesinde kurulan merkezlerde de “özel merkezler” tarafından sunulan hizmetlerin verilebilmesi esasları düzenlenmektedir. Üniversite bünyesinde kurulu bu merkezlerin, yönetmelikte belirlenen standartları sağlamaları halinde hizmet sunabilmelerine imkân tanınabilecektir.

C- Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar İle Müstehcenlik, Fuhuş, Uyuşturucu İmal ve Ticareti Suçlarından Mahkûm Olan Kişilerin, Çalıştırılma Yasağı Hakkında Düzenlemeler:
1) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, Devlet memuriyetine giriş şartlarını düzenleyen 48 inci maddesine, Devlet memuru olamayacak olanların şartlarından biri olan bazı suçlardan mahkûm olmamaya ilişkin kapsam genişletilerek çocukların cinsel istismarı suçundan mahkûm olanların Devlet memurluğuna atanamaması hüküm altına alınmaktadır.

 

2) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa eklenen Kanuna eklenen ek 3 üncü madde ile,

 

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun:
    • 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan,
    • 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan,
    • 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan,
    • 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan,
    • 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan ve,
    • 226 ncı maddesi ile 227 nci maddesi tanımlanan müstehcenlik ve fuhuş suçundan,

kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunanların, çocukların yoğun olarak bulunduğu yerlerde, mahkemece karar verilmesi halinde çalıştırılamaması ve bu yerleri işletememesi hüküm altına alınmıştır.

Çalıştırma ve işletme yasağının takibinin, Adalet Bakanlığından alınan veriler yardımıyla bilişim sistemleri üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılması, yasağa aykırılık halinin tespiti durumunda ise bu hususun işverene bildirilmesi ve aynı zamanda denetim bakımından bu kişilere ait sorgulama bilgilerinden İçişleri Bakanlığının haberdar edilmesi öngörülmektedir.

  • Özel sektöre ait çocuk hizmet birimleri, adli görüşme odaları, okul, okul servisi, okul kantini, yurt, kreş, gündüz bakımevi, çocuk kulübü, çocuk parkı, oyun bahçesi, oyun salonu gibi işyerlerinin açılması veya işletilmesi için yasak kapsamına giren kişilere izin ve ruhsat verilmeyeceği, daha önce verilmiş izin ve ruhsatlar bakımından bu yerlerin belirtilen kişiler tarafından işletildiğinin tespit edilmesi durumunda ise verilen izin ve ruhsatların veren kamu kurum ve kuruluşları tarafından iptal edileceği düzenlenmektedir.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 inci maddesi, 103 üncü maddesi, 104 üncü maddesi, 188 maddesi, 190 ıncı maddesi, 226 ncı maddesi ve 227 nci maddesindeki cinsel saldırı, uyuşturucu ve fuhuş benzeri suçlardan olayı kovuşturma bulunanların ikametgâh ve işyeri adreslerini değiştirdiklerinde beyanda bulunma veya ikametgâhlarından geçici olarak ayrılmaları durumunda gidecekleri yeri bildirme yükümlülüğüne, mahkemece karar verilebileceği düzenlenmektedir.

YAZAR mecliste.org

mecliste.org, meclisin yasama, denetim ve temsil işlevleri hakkında ve kanun tasarı ve tekliflerinin içeriği ile ilgili doğru, güvenilir bilgiye sahip olmak, kanun tasarı ve teklifleri ile ilgili farklı bakış açılarını görmek, yasa yapım sürecinde karar vericilere görüşlerini ve önerilerini iletmek isteyenlerin Türkiye’de ilk kez buluşacağı bir platform.