SİYASİ ETİK KANUN TEKLİFİ

"Siyasi Etik Kanunu temiz siyaset için gerekli ancak teklifin eleştirilecek yönleri var"

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR
28 NİSAN 2016
UZMAN GÖRÜŞÜ

Mecliste.org, daha önce alanda çalışmaları bulunan, siyasi etikle ilgili önceki kanun tekliflerine katkı sunmuş Hukukçu Ertuğrul Yalçınbayır ile TBMM Genel Kurulu’na gelecek Siyasi Etik Kanun Teklifi hakkında konuştu.

 

Siyasi etik üzerine bir kanun niye gerekli?

Etik kuralların önemini her eylem ve işlemde görüyoruz. Ölçü ve tartı etik değerlerde, ahlak terazisinde, her sahada etik kuralların geliştirilmesi. Etik kuralların rehberi ahlak; kaynağı örf, adet, teamüller, yazılı olmayan genel geçer üstün değerler ve yazılı hale getirilmiş ve getirilmesi gerekenler. Etik değerlere, temiz siyasete hizmet eden bir takım çalışmalar hep oldu, hep oluyor. Kurallar kondu, konacak. Şikayetler hep oldu ve olacak. Farklar, dereceler, sınavlar hep bulunacak. Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar, insan onuru ile bağdaşmayan yozlaşmadan yakınmalar bundan. Çözüm yasamada, yürütmede ve yargıda. Yaşamın içinde “Y” leri artırmayalım. Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar… Yetsin artık. Yok yağcılık, yandaşlık, yalakalık, yiyicilik… Yeter artık.

 

Bir kanun olmasıyla ne tür bir sıkıntının, hangi sorunların önüne geçilmesi gerekir?

Siyasi Etik Kanunu ve TBMM Siyasi Etik Komisyonu kurulmasının gereği hep gündemde. Partilerin yazılı metinlerinde, söylemlerinde, zaman zaman sundukları tekliflerde, hükümet programlarında, kalkınma planlarında, yıllık programlarında, meclisteki denetim ve bilgi edinme yollarında, Yolsuzlukları Araştırma Komisyonları’nda, yazılı ve sözlü soruda, gensoru ve soruşturmada, raporlarda, strateji planlarında, eylem planlarında, hücumda, savunmada, güvenoyunda, kanunların amacında ve ruhunda, hayatın içinde ve siyasette temiz siyaset, siyaset etiği… Temiz hayat ve temiz siyaset, yaşam boyu eğitim, kültür, denge, denetim… Bu iş yazılara dökmekle bitecek bir iş değil. Yaşam boyu sürecek daha huzurlu, mutlu, kaliteli, onurlu, güvenli, barış içinde bir yaşam için temiz siyaset. Kanunun temiz siyasete katkısı umuluyor.

 

Sizce yasa bu ihtiyaçları karşılıyor mu?

Teklifin eleştirilecek birçok yanı var.

Birincisi, Siyasi Etik Kanun Teklifi, milletvekillerinden gelmekle birlikte üslubu, tarzı tasarı olduğu şüphesini doğuruyor. Hükümetlerin tasarı yerine teklifi tercih etmeleri 19.02.2006 günlü Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinden kaçınmak AB’ye katılım öncesi (Ekim 2005) vaat edilen ve hazırlanan ancak hiç uygulanmayan bu yönetmelik nedeniyle her yıl AB ilerleme raporlarında eleştirilmekteyiz. Tasarı yerine teklif yolunun tercih edilmesi etik değil. Teklifin etik olmadığına dair iddia 22. dönem CHP milletvekili Algan Hacaloğlu’nun TBMM Genel Kurulunda yaptığı 21.04.2005 günlü konuşmasını hatırlattı.

İkincisi, TBMM içtüzüğü gereği TBMM Başkanlığı’na verilen kanun teklifi derhal Başkanlığa gönderilmiştir. Başkanlık 19.02.2006 günlü yönetmeliği bu teklif itibariyle işletip katılımı sağlamalı ve kaliteyi yükseltici çalışmalar yapmalıdır; veya Anayasa Komisyonu alt komisyon kurup katılımı ve kaliteyi arttırmalıdır.

Üçüncüsü, kanunun kapsamı genişletilmeli, milletvekillerinin yanı sıra Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar, dışarıdan atanan Bakanlar, Bakan Yardımcıları, siyasi partilerin merkez karar organları, grubu olmayıp milletvekili çıkaran partiler, siyasi partilerin Anayasa Mahkemesi’nin mali denetiminde kusurlu bulunan parti yöneticileri için düzenleme yapılmalıdır.

Ayrıca,

  • Siyasetin finansmanı düzenlenmelidir.
  • Seçim sonuçları ve cezaları ile kanun irtibatlandırılmalıdır.
  • Haksız oy temini ile etik değerler birlikte değerlendirilmelidir.
  • 3069 sayılı kanun [1] kaldırılmamalı, bu güne kadar hiç uygulanmayan kanun etkinleştirilmelidir.
  • 3628 sayılı kanun [2] mal bildirimlerinin açıklığı ilkesini getirmeli, gizlilik kaldırılmalıdır.
  • 3071 sayılı kanunun [3] uygulanması, özellikle ceza hükümleri itibariyle arttırılmalıdır.
  • 2531 sayılı kanun [4] çok az uygulanmaktadır. Uygulanmayı etkili kılacak düzenleme yapılmalıdır.
  • Etik Kurul’un ve Etik Komisyonun çalışmaları gizli, kapalı, sır haline getirilmiştir. Bu sır anlayışı yeni yeni davalara ve ihtilaflara yol açacak, basın ve medya özgürlüğünü sınırlandıracaktır.
  • Etik Kurul üyeliği ile Etik Komisyon üyeliği aynı kişide birleşmemelidir.
  • Komisyonun, Kurulun, Meclis Başkanının kararlarına karşı temyiz yolunun olmaması hukuka aykırıdır.
  • Lobi faaliyetlerinin açıklığını düzenleyen hükümlere ihtiyaç bulunmaktadır.
  • Etik davranış ilkeleri arasına yemin ve Anayasa ‘ya sadakat dahil edilmelidir.
  • Çelişkili davranma, aldanma, aldatma, yalan beyan tanımlanmalı, müeyyideleri konmalıdır.
  • Siyasette haksız rekabet yasağı getirilmelidir.
  • Milletvekili Seçimi Kanununda Seçim Takvimindeki seçim günü esas alınarak milletvekillerinin özlük haklarında sebepsiz zenginleşmeye yer verilmemelidir.
  • Hiddet, şiddet, kin, nefret, hakaret, sövme, dövme, hoşgörüsüzlük, ayrımcılık gibi değerler tanımlanmalı, bunlara karşı etkin yaptırımlar getirilmelidir.
  • İstifa müesseseleştirilmelidir.
  • Siyasette nezaket, nazik birey, toplum ve devlet
  • Sır kavramı, sırların sırlarının dökülmesi,
  • Yolsuzlukla mücadele
    • Yoksullukla mücadele
    • Yasaklarla mücadele
    • Yozlaşma ile mücadele
    • Günışığında yönetim, yönetişim
    • 4982 Sayılı Bilgi Edinme Kanunu Değişikliği [5] ile (bilgiye, belgeye, adalete erişimi) düzenleyen Aarhus Sözleşmesi’nin [6] iç hukuka yansıtılması
    • Yasama dokunulmazlığının önünü açma
    • Yürütme sorumluluğunu sağlama
    • Sayıştayın etkinliği ve raporlarının açıklığı
    • Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı, adaleti, kalitesi, etkinliği, etiği
    • Yasaların toplumsal, siyasal ve ekonomik etkisinin tartışılması, öngörülmesi, karar süreçlerinin düzenlenmesi için Yasal ve İç Tüzük değişiklikleri
  • Siyasi parti yöneticilerinin görevde bulundukları süre içinde bulunamayacağı faaliyetlerin 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu ile düzenlenmesi

Tüm bunlarla birlikte yasa teklifinin güçlü ve zayıf yanlarınız, getirdiği fırsatları ve olanakları ve yarattığı tehdit ve tehlikeleri gözden geçirmek gerekir. Siyasi etik, siyasi ahlak siyaseti bir nezaket sanatı olarak gören ve uygulayanların en önemli sorunu. Her türlü değerli bağların zayıfladığı, gevşediği, çözüldüğü bir süreçte, bu bağları güçlendirecek olan etik, ahlaki değerlere ihtiyacımız açıktır. Kimseyi, diğer dönemleri suçlamadan, arınmak için bireysel, toplumsal, yönetimsel ahlaka ve etik değerlere çağrımız insanlık onuru, barış, adalet ve kalite içindir.

 

Son olarak siyasi etik kanun teklifi vesilesiyle Türkiye’de kanun yapım sürecine ilişkin neler söylemek istersiniz?

23 Nisan 1920 den itibaren TBMM’de kabul edilen ve yürürlükte olan kanun sayısı 14.700 civarındadır. Kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik gibi bakanlar kurulu ve ilgili ya da yetkili kurullarca çıkarılan genel düzenleyici mevzuat sayısı çok fazla, 50 bin dolayında. Bunlarda milyonlarca ifade edilebilecek hüküm var. Mevzuatın uygulanmasından milyonlarca idari işlem ve eylem hukuk aleminde sonuç doğuruyor. Bu kararlardan herkes etkileniyor. Kişilerin birbirleriyle ve idare ile ilişkileri bu mevzuata ve onların uygulanmasına, toplamda yerleşik örf ve adete dayanıyor. Yasama meclisinde TBMM’de üretilen kanunlar uygulanmak üzere, yürütme organına tevdi ediliyor. Çıkan ihtilaflar ise bağımsız ve tarafsız yargıya. Yargı, somut olarak kendisine intikal eden davaları genel düzenleyici kurallara göre çözüyor.

Bağımsız hukuk, adalet.

Mahkemelere intikal eden dava sayıları, milyonlarca.

Milyonlarca kural, kural ihlali, dava, karar.

Yok kanun, yap kanun. Yok kural, koy kural.

Kanunların yapımında, kuralların konulmasında uygulanacak usul ve teknik yazılı, Anayasa’da, kanunlarda, TBMM İç Tüzüğünde, 19.02.2006 Resmi Gazete’de yayımlanan Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte….. Her bir süreçte ne yapılacağı, nasıl yapılacağı belli. Taslak, tasarı, kanunlaşma, uygulama, denetim, yargı süreçleri. Bu süreçler katılımı, bilgi edinmeyi, Durum etki analizlerini, kaliteyi, dengeyi, denetimi, hesap sormayı ve vermeyi, yargıyı düzenliyor. Yazmak, okumak yetmiyor. Onlar doğrultusunda uygulamak, iş yapmak, sonuç almak… Süreçler iyi yönetilmeyince bireysel ve toplumsal memnuniyet sağlanmıyor. Defolu üretim (kanun), defolu yürütme ve memnun olunmayan kararlar. Her kanunun temas ettiği birkaç insan hakkı var. Bunlar aynı zamanda o kanunun amacı, etik değeri, ruhu… Bu ruhu iyi okumak, anlamak, anlatmak gerekiyor. Kanunlara uymamaktan korunmak, sakınmak ve bu kültürü geliştirmek… Kanunların amacı olan insan onurunu esas alan, insan haklarına saygılı ve dayalı bağları güçlendirmek, geliştirmek, yaşamak, adaleti, hukuku aramızda hakim kılmak…

[1] https://www.tbmm.gov.tr/genser/3069.pdf

[2] http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.3628.pdf

[3] http://mevzuat.meb.gov.tr/html/18571_3071.html

[4] http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=1.5.2531&sourceXmlSearch=&MevzuatIliski=0

[5] http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2003/10/20031024.htm#1

[6] Aarhus Sözleşmesi: Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu tarafından imzaya açılmış olan Çevresel Konularda Bilgiye Erişim, Çevresel Karar Verme Sürecine Halkın Katılımı ve Yargıya Başvuru Sözleşmesi. 25 Haziran 1998’de Danimarka’nın Aarhus şehrinde imzalandı ve 30 Ekim 2001’de yürürlüğe girdi.

YAZAR ERTUĞRUL YALÇINBAYIR

Hukukçu