YARGITAY VE DANIŞTAY KANUN TASARISI

“Yargıda bağımsızlık tarafsızlığın ön şartıdır”

YRD. DOÇ. DR. ADNAN KÜÇÜK
29 HAZİRAN 2016
UZMAN GÖRÜŞÜ

Hükümet tarafından hazırlanan kanun tasarısıyla getirilen hükümlerle Yargıtay ve Danıştay üyelerinin hem görev süresine ilişkin hükümler getiriliyor, hem de bu iki yüksek Mahkeme üyelerinin tamamının görevi sonlandırılarak üye sayısında azaltılmaya gidiliyor. Ben burada spekülasyonlara girmeksizin meseleyi kısaca anayasal açıdan tahlil etmek istiyorum. Her şeyden önce bir hukuk devletinde yargının bağımsızlığı kadar tarafsızlığı da hayati derecede ehemmiyet arz eden bir husustur. Yargıda bağımsızlık tarafsızlığın ön şartıdır. Fakat tarafsızlık yoksa bağımsızlık hâkimler diktatörlüğünün yolunu açar. Bundan daha tehlikeli bir durum olamaz. Maalesef yargıdaki yapılanma o kadar sorunlu, hatta kangrenleşen düzeyde sorunlu ki, insanların çok büyük ekseriyetinin yargıya, yargının tarafsızlığına yönelik güvensizlikleri mevcuttur. Bunda, yargı ile alakalı politikalar kadar, bizzat yargı mensuplarının, özellikle tarafsızlıkla telifi mümkün olmayan tutumlarının da etkili olduğu söylenebilir. Yargının içinde bulunduğu kamplaşmacı yapı ile Türkiye’de adaletin tesisi mümkün değildir. Belki de Türkiye’de yapılması gereken en büyük reform, yargıda bağımsızlık yanında tarafsızlığı da tesis edecek bir yapıya gidilebilmesidir. Elbette ki bunun yolu kanuni ya da anayasal düzenlemeler değildir. Bu, esasen eğitim, kültür, adalet bilinci ve ahlakının vb. gelişmesi ile alakalı bir meseledir. Hükümetin yapması gereken buna zemin sağlayacak bir ortamı tesis etmesi, hâkim ve savcıların da bu yönde bir isteklilik içerisinde bulunmasıdır. Bağımsızlık ve tarafsızlık teşekkül etmedikçe, ne yapılırsa yapılsın iyimser işlerin gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor.

 

İstinaf mahkemelerinin kurulması Yargıtay ve Danıştay üye sayısının azaltılmasını zorunlu kılıyor.

 

Gelelim kanunun getirdiklerine. Kanunla zorunlu bir durum sebebiyle yapılan düzenleme söz konusu. İstinaf mahkemeleri hemen hemen bütün batılı ülkelerde var olan ve uygulanan bir sistemdir. Bizde de uzunca yıllardır uygulanmaya çalışılıyor. Tabii ki istinafların kurulması Yargıtay ve Danıştay’da üye sayılarının azaltılması ihtiyacını ortaya çıkarıyor. Bu iki açıdan ihtiyaç. Birincisi İstinaflara bu iki mahkeme üyeleri dışında salt ilk derece mahkemelerinden atamanın yapılması, bu mahkemelerde hâkim ve savcı açığına sebep olabilecektir. İkincisi iş yükü oldukça azalacak olan Yargıtay ve Danıştay’ın bazı üyelerinin âtıl olarak iş görmez hale gelmesi durumu ortaya çıkabilecektir. Mevcut kanunda Yargıtay ve Danıştay’ın üye azaltılması usulünü öngören bir düzenleme mevcut değildir. Bu vesileyle önerilen kanun tasarısı, bir zarurete binaen yapılan bir düzenlemedir. Görev süresinin belli bir süre ile sınırlandırılmasına gelince, bu konuda Anayasada yasaklayıcı bir hüküm yoktur. Bu yönü itibariyle bir anayasaya aykırılığın olmadığı kanaatindeyim. Belki bütün üyelerin üyeliğinin düşürülmesinin yargının bağımsızlığı ile bağdaşırlığı sorununun olabileceği söylenir. Fakat üye azatlımı zorunluluğunun söz konusu olduğu bir durumda, bunun birçok yolu mevcuttur. Fakat bunlardan hangisi tercih edilirse edilsin, bir şekilde eleştirilebilir. Bu vesileyle bu yöndeki kanuni tasarrufun da, kısmen zorlamalı da olsa, anayasal sınırlar içinde olduğu söylenebilir. Burada bir zorunlu emeklilik durumu ya da soruşturmasız bir görevden uzaklaştırma ya da diğer disiplin yaptırımları tatbik edilse o zaman anayasal ve kanuni sorunların varlığı söz konusu olabilir. Bu ihtiyaç belki de yüz yılda, bilemedin 500 yüz yılda bir ortaya çıkabilecek bir durum olduğu için, yargıya en az zarar verebilecek şekilde bu aşamanın nasıl atlatılacağı meselesi üzerinde yoğunlaşılması gerektiği kanaatindeyim.

YAZAR YRD. DOÇ. DR. ADNAN KÜÇÜK

Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, Anayasa Hukukçusu