mecliste.org'dan

AB'ye uyum kapsamında ürün güvenliği

mecliste.org
5 ŞUBAT 2020
mecliste.org'dan

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanun Teklifi TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda kabul edildi.  Düzenleme 2013’ten beri gündemde olmasına rağmen kanun tasarıları 2015 ve 2018 yıllarında kadük kaldı. 2018 yılı Mart ayında 551 sıra sayısı ile komisyondan hızla geçmesine rağmen Genel Kurula indirilmeden seçim kararı alındı. 2018 yılındaki komisyon görüşmelerinde ilgili STK’ların görüşlerine 2013 yılından beri başvurulmadığı belirtildi. Teklif yasalaştığında, yayımından 1 yıl sonra yürürlüğe girecek ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunu yürürlükten kaldıracak.

 

27 madde ve bir geçici maddeden oluşan kanun teklifi piyasaya arzı hedeflenen, arz edilen, piyasada bulunan veya hizmete sunulan tüm ürünlerin “güvenli”, mevzuata ve denetime uygun biçimde son kullanıcıya kadar ulaştırılması, hak arama yollarının ayrıntılı açıklanması, yaptırımların belirlenmesi, yetkili kuruluşların görevleri, iktisadi işletmeciler ve ürünlerin uygunluklarını değerlendirecek kuruluşların uyacağı esaslar belirlenmekte.

 

CHP, teklifin geneline katılmakla beraber muhalefet şerhi yazısında AB’nin 2010 yılında değişikliğe  uğrayan mevzuatına  dikkat çekti ve şunları söyledi:

 

“Avrupa Birliği’nin ürün güvenliğine ilişkin temel mevzuatı 2010 yılında esaslı bir değişikliğe uğramıştır. AB ülkeleri, Gümrük Birliği çerçevesinde mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı gereği, ürünlerini Türk pazarında zaten dolaşıma sokabilmekte iken, Türk mallarının AB sınırlarında serbest dolaşımı için bu güncel mevzuatın yasalaşması gerekmektedir. Diğer ifadeyle; Türkiye, Gümrük Birliği gereği, AB’nin ticarette teknik engellerin önlenmesine dair mevzuatını ulusal mevzuatıyla uyumlu kılma taahhüdünü vermiştir. Ülkemiz, AB ülkelerinde üretilmiş ya da serbest dolaşıma girmiş bir ürünün iç pazarına girişinin engellenemeyeceği de kabul etmiştir. Türk malları ise AB ülkelerinde serbest dolaşıma ancak AB mevzuatını uyumlu kıldıktan sonra girebilecektir”.

 

Kanun teklifi geneli itibariyle AB ülkelerine ihraç edilmeyen ürünlerin de her şartta “güvenli” olması, tağşişe konu olmaması, ürüne dair işaret, etiket ve belgelendirmede alıcıyı yanıltmayacak temel kurallara uyması zorunluluğunu, yetkili kuruluşları, akreditasyon birimini, hak arama yollarını temellendirmektedir. Teklif, AB üyesi ülkelere ihraç edilecek ürünlerin taşıması gereken şartları ve denetim, değerlendirme şartlarını, hak arama yollarını kapsamaktadır. Teklife göre; Ticaret Bakanlığı asıl sorumlu bakanlık olup, temel teknik düzenlemeleri yapacak, ancak 4 üncü maddenin ikinci fıkrasında görüleceği üzere, bu teknik düzenlemelerin üzerinde düzenleme yapmaya, sınırlama getirmeye ve istisnalar tanımaya Cumhurbaşkanı yetkili olacaktır. Önceki tasarıda Bakanlar Kuruluna verilen tüm yetkiler, güncellenen teklifte, Temmuz 2018’de yürürlüğe giren yeni rejim değişikliği nedeniyle, Cumhurbaşkanına bırakılmıştır.

 

HDP de AB mevzuatına uyum çerçevesinde ürün güvenliği ile ilgili daha çok teknik düzenlemeleri içeren Kanun Teklifine ilişkin muhalefet şerhi düştü ve şunlara dikkat çekti:

 

Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanun Teklifi ile (2/2537 esas numaralı) Avrupa Birliği ile uyum kapsamında sektörle ilgili önemli eksiklikler giderilmek istenmektedir. Ancak ayrıntılara bakıldığında, söz konusu kanun teklifi mevcut sorunların tamamen çözümünü içermekten ziyade, daha çok acil olarak AB’ye karşı sorumlulukların giderilmesini amaçlamaktadır. Bu yüzden, tüketicinin değil üreticinin çıkarlarını koruyan bir durum söz konusudur.

 

Bu kapsamda Türkiye’de ürün güvenliği gündeme geldiğinde, ilk olarak akla gelen konu hiç şüphesiz gıda güvenliği konusudur. Ürün güvenliği açısından Avrupa Birliği standartlarını kriter olarak kabul etmek ve bu bağlamda düzenlemeler yapmak önemlidir, ancak sadece AB uyum bağlamında değil temel olarak ürün ve insan sağlığının referans alarak alınması gerekiyor.

 

Bu yüzden teklifte öngörüldüğü gibi, sadece AB ülkelerine giden değil AB ülkeleri dışındaki ülkelere ve iç piyasa için üretilen ürünlerin de AB standartlarında üretilmesi gerekiyor. Bu tekliften anlaşılan, temel kaygı insan sağlığından önce AB’ye uyuma dair kaygıların giderilmesidir.

 

Peki söz konusu standart, Türkiye’de üretilen sağlıksız ve güvenli olmayan ürünler için neden getirilmemektedir? Bilindiği gibi her yıl domates, portakal vb. bir çok ürün sağlıklı ve güvenli olmadığı gerekçesiyle başta Rusya olmak üzere bir çok ülkeden iade edilmekte ve tüketim için iç piyasaya sürülmektedir.

 

Bununla birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı belli aralıklarla sağlıksız gıda üretimi yapan firmaları ifşa etmekte, ancak aynı firmalar aynı yer ve koşullarda başka bir isimle üretim yapmaya devam etmektedir. Komisyon tartışmalarında da ön plana çıktığı gibi, merdiven altı diye tarif edilen kayıt dışı üretime yönelik önleyici ve etkin bir politika da uygulanamamaktadır.

 

Bu nedenle söz konusu kanun teklifi, Türkiye’de üretilen bütün ürünlerin AB standartlarında üretilmesini içeren bir anlayışla yeniden ele alınmalıdır. Ancak bu şekilde Türkiye’de üretilen bütün ürünlerin insan sağlığına ve güvenliğine dair kaygılar giderilebilir.

 

Teklifin gerekçesinde ifade edildiği gibi, Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde yapılan düzenlemeler, AB’deki yerleşik teamülleri dikkate almak kaygısı ile hazırlanan kanunlar süreç içerisinde sürekli olarak düzeltilmeye muhtaçtır. Aynı zamanda bu düzenlemeler suistimale açık hale gelen sorunlara da neden olmaktadır. O yüzden sadece Avrupalı firmaların ürün güvenliği hassasiyetleriyle değil, temelde tüketiciyi koruyacak bir hassasiyetle hareket edilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde, ürün güvenliği ile ilgili duyarlılık sadece ihraç edilen ürünlerde değil, ithal edilen ürünlerde de olmalıdır. Örneğin ithal edilen et ve hayvanlarla ilgili denetimsizlik kamuoyunda sıkça tartışılmaktadır.

 

Yasa teklifinde, Cumhurbaşkanı’na sınırlama ve istisna yetkisinin tanınması demokratik olmadığı gibi, AB’nin kurumsal kültürü ile de tezat oluşturmaktadır.

 

İYİ Parti ise muhalefet şehrinde teklifin e-ticaret konusunu dışarıda bırakmasına dikkat çekti:

 

“Kanun teklifi, dijitalleşen dünyada ekonominin itici güçlerinden birisi olan e-ticaret konusunda da düzenleme getirmemiştir. Kanun teklifinin genel gerekçesinde ” AB mevzuatındaki gelişmeler ve yetkili kuruluşlarımızca dile getirilen ihtiyaçlar neticesinde, nihai kullanıcıların elinde bulunan ürünlerin sorumlusunun bulunmasını teminen iktisadi işletmelerin izlenebilirliği, e-ticarete piyasa gözetimi ve denetimi, ürün sorumluluğunun tazminatı gibi hususlarında düzeltilmesi gerekliliği doğmuştur.” ifadesi yer almasına rağmen, hazırlanan teklifte  e-ticaretle ilgili bir hüküm, düzenleme bulunmaması kanun teklifinin eksik ve günümüz şartlarından uzak hazırlandığının göstergesidir.”

YAZAR mecliste.org

mecliste.org, meclisin yasama, denetim ve temsil işlevleri hakkında ve kanun tasarı ve tekliflerinin içeriği ile ilgili doğru, güvenilir bilgiye sahip olmak, kanun tasarı ve teklifleri ile ilgili farklı bakış açılarını görmek, yasa yapım sürecinde karar vericilere görüşlerini ve önerilerini iletmek isteyenlerin Türkiye’de ilk kez buluşacağı bir platform.